9 Ağustos 2013 Cuma

Halicte Yasayan Simonlar - Hanefi Avci

Hanefi Avcı kitabında, cemaatlerin emniyetteki tasarrufları konusunda somut
örnekler verdi.
Haliç’te Yaşayan Simonlar
ESKİŞEHİR Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıyla gündem değiştirdi. Kitabında, cemaatlerin devleti ele geçirdiğini belirten Avcı, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma açması üzerine “Beni merkeze alın” diye dilekçe verdi, talebi kabul edildi.

İftira kampanyası başlattılar
AVCI, canlı yayına çıktığı NTV’de, cemaatlerin polis teşkilatı ve askeriye içinde yaptıkları icraatlarla ilgili kesin delillerin bulunduğunu söyledi. Avcı, “Emniyette attıkları iftiralar konusunda Sayın Bakan’la, genel müdürümüzle görüştüm. Dilekçe verdim. Ama 60 günlük süreye rağmen 8 aydır cevap alamadım” dedi.  


‘Ümraniye davası’na çocuklar bile güler
Türkiye’nin gündemine “Haliçte Yaşayan Simonlar” adlı kitabıyla oturan Avcı, Ümraniye davasında hukukun işlemediğini savundu. Avcı, “PKK’yı ve DEVSOL’u Ergenekon kurdu diyemezsiniz” dedi

Haber: Salim YAVAŞOĞLU
Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıyla gündemi değiştiren Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, NTV’de canlı yayına çıkarak soruları cevapladı. İçişleri Bakanlığı’nın kendisi hakkında soruşturma başlatması üzerine merkez emniyet müdürü olarak görevden el çektirilmesi için dilekçe verdiğini açıklayan Avcı, devlet yönetiminin cemaatlerin eline geçtiği iddialarına yer verdiği kitabında Ümraniye davası ve Danıştay saldırılarına da yer verdi.

Hukuk dışı yöntemler

Askeri vesayetin, Ümraniye gibi hukuk dışı yöntemlerle Susurluk gibi çetelerin karşısında olduğunu kaydeden Hanefi Avcı şunları söyledi:  “Ama hukuk doğru çalışsın istiyorum. Askeri vesayete karşı tavrımı net koydum. Ama bugün hak-hukuk doğru işlemiyor. Suçlu diye her şeyi yapamayız. İnsanlara iftira atamayız. Yargılanan insanlar suçlu olabilir. Ama siz çocukları bile güldürecek suçlamalarla PKK’yı DEVSOL’u Ümraniye kurdu diyemezsiniz. Kim olursa olsun hukuka uygun araştırma yapılsın. Muhafazakar kesimler 28 Şubatta mağdurdu, askerler zulmediyordu. Bugün muhafazakar kesim zulmediyor, başka kesimler mağdur oldular.

Tahkikatlar aksıyor

Ümraniye konusundaki tahkikatlar dürüst yürümüyor. Mesela bir savcıyı makamında tutuklamak doğru değildir. Ümraniye’de yöntemde pervasızlık ve hedef seçme tavrı var. MİT’e baskın yapamazsınız. Bunun kurumları var, şekli var. Bir suç varsa verirsiniz müfettişlere, yetkili kişilere gereken her şeyi yaparlar. Eskişehir’deki arama için Erzurum’dan yetki alamazsınız. Ben yıllarca tahkikat yürüttüm. İşlem yapacağımız her ilden ayrı ayrı izin aldık. Bunlar hukuka uygun değil. Saldırgan ile Ümraniye arasında bir bağlantı kurarsanız herkesi Ümraniye’ye bağlayabilirsiniz. Ümraniye’ye silahlı saldırı yapabilen bir örgüt havası verilmeye çalışılıyor. Elimde yeterinden fazla delil var, kitaba eklesem cilt cilt kitap çıkardı. Adalet Bakanı’na 8 ay önce dilekçe verdim, hala yanıt gelmedi. Bu tür dilekçeleri savcıya göndermekle iş bitmez. Sonuçta bu bir kamu görevidir, bu tahkikatın hem idari müfettiş, hem de savcının birlikte çalışarak yapılması gerekir. Yasal merciler isterse elimdeki belge ve delilleri vereceğim. Hem idari hem de adli makamlara gerekli desteği veririm.”

Her olay örgüt değil

Danıştay saldırısı ile Hrant Dink cinayetine de değinen Avcı, “Danıştay saldırısıyla Ümraniye davası arasında bağlantı kurulacak net bir delil yok. Danıştay’ın faili kendi olayı açıkça anlatıyor. Hrant Dink olayına gelirsek. Siz bir odayı ısıtırsanız, odadaki herkes ceketini çıkarır. Savcılar cinayeti işleyene mermi satanı bile bulup konuştular, bu kişinin her şeyi tespit edilmiş, aldığı simite kadar belli. Siz neyi zorluyorsunuz. Hrant Dink, devlet içindeki bazı kesimlerin tepkisini çekiyordu. Ancak olayın faili belli. Türkiye’de öyle bir ortam yaratıldı ki, eylem yapacak hale geldi birtakım insanlar. Ama şimdi deniliyor ki örgüt ile ilişkili. Burada zorlanan ne? Her olay örgüt değildir. Deliller varsa soruşturma oraya doğru gider. Ama yoksa delil üretilemez” dedi. Devletin Susurluk’ta mekanizmaya müdahale etmediğini de kaydeden Avcı, bu yüzden yöntem değişikliği yaptığını vurguladı.

Demokrasi dışı yöntemler

Demokrasi dışı bütün yöntemlerin karşısında olduğunu vurgulayan Hanefi Avcı şöyle devam etti: “Şu an Doğu Perinçek’le aynı noktaya gelmedik. Ben Türkiye’deki demokrasi dışındaki bütün yöntemlerin karşısındayım. Ümraniye gibi yapılanmalarla mücadele ederken hukukun doğru işlemesi gerekiyor. Benim kadar askeri şimdiye kadar kimse açıkça karşısına almamıştır. Ancak bugün soruşturmalar hatalı yürütülüyor. Bugün yargılanan insanlar bizim tahminimizden çok daha fazla suç işlemiş de olabilir ancak soruşturmalar belgelerle yürür.”

Cihaner gözaltısı

Bir savcının makamında tutuklanamayacağını da ifade eden Avcı, “Siz bir jandarma alayını basamazsınız, bir savcıyı makamında tutuklayamazsınız, MİT bürosuna baskın yapamazsınız. Bu hukukun çıldırmış olmasıdır. Müfettiş istersiniz, öyle araştırırsınız. Siz devletin İstanbul, Ankara ve İzmir savcılarını dinleyemezsiniz. İlhan Cihaner’i makamında tutuklayamazsınız. Eskişehir’deki Jandarma Alay Komutanı’nın evini Erzurum’da alınan bir kararla arıyorsunuz, bunu yapamazsınız. Erzurum’daki özel yetkili mahkeme, Eskişehir’de arama kararı veremez” dedi.

Güneydoğu sorunu büyüdü mahkemelerde çözülemez
Kitabında Öcalan ve Güneydoğu sorununa ilişkin yazdıklarına yönelik soruları da cevaplayan Avcı, olayın mahkemelere sevk edilerek çözülmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Avcı şunları söyledi: “Güneydoğu olayı o kadar büyüdü ki, sorunu adliye ile mahkemeler ile çözmek mümkün değil. Sorun Kürt sorunu mu, terör sorunu mu? Sorunu önce muhatabına sormak gerekiyor. Neden dağa çıktın, neden savaşıyorsun diye sormak lazım. Sorunu çözme yollarından birisi Öcalan’ın ceza süresinin kısaltılması olabilir. Ben bu örgütün ilk çıktığı zamanı biliyorum. Bağımsız devlet hedefinden de federasyondan da vazgeçti. Kültürel taleplerden söz ediyor artık Öcalan. Bu dönüşüm korkunç bir şanstır. Ben güneydoğu’da çalıştım. Öcalan’ın yumuşak ifadesi kadar yumuşak bir ifade yazmak mümkün değildir. Türkiye bu fırsatı değerlendiremedi. Güneydoğu sorununu dövüşsek de kavga da etsek kendi insanımız ile konuşarak çözebilirdik. Bu olayların bu hale gelmesinde günah sadece Öcalan’da değil, devlette, poliste, askerde de var.” Kendisine tepki gösterecek çok insan çıkacağını bildiğini vurgulayan Avcı, “Ama şu önemli. Bugün Batı ülkelerinde başınıza bir şey gelmeyeceğinden, iftiraya uğramayacağınızdan eminsinizdir. Ama Türkiye’de bu yok. Türkiye’ye iyilik yapmak isteyenler halkın kalbine bu düşünceyi hakim kılmalı. Bu operasyonlar ile yapmak mümkün değil. Vicdanınızı aklınızı dinlemek gerekir diye düşünüyorum” diyerek yazmaya devam edeceğini kaydetti.

‘Simon’ bir teröristin kod adı

Kitabın adında geçen Simon’un bir terör örgütü mensubunun kod ismi olduğunu söyleyen Hanefi Avcı, devlet ile anlaşarak bu kitabı çıkardığı yönündeki iddialara gülüp geçtiğini söyledi. Avcı, “Herkes komplo üretiyor. Susurlukta da dediler ki, ’Bunu şu güç konuşturdu, bu güç konuşturdu’. Ben bunu kendim istediğim için yaptım. Yakınlarımın da kendimin de zarar göreceğini bilerek yaptım. Samimi bir tahkikatın yapılacağını inanırsanız eğer, bir çok tanık gelir ve açıklama yapar” dedi.

- Hanefi Avcı, Edirne Emniyet Müdürü iken 2009 yılının Haziran ayında Kapıkule sınır kapısının açılışında Başbakan Erdoğan’la bir araya gelmişti.

- Kimsenin sözcüsü değilim. Cemaatlerin tarafı olanlar çok daha fazlasını biliyorlar. Ben inanınyorum ki aralarında benden çok bilenler de var.

- Bu sistem herkes hakkında bilgi topluyor. Bugün görevde olan hükümet için de bilgi toplanıyor. Hükümet araştırırsa bu kitabın 5 katı bilgi çıkar.
- Dinlendiğimi öğrendim. Zaten hiçbir hareketimde gizlilik yok. Benim isyanım şahsım namına değil. Tedbirimi alırım. Ama çok insan dinleniyor.


Bakan’ın teklifini reddettim
Geçmişte sıkıntılı günler yaşadığını hatırlatan Hanefi Avcı, geçmişte Susurluk’ta ifade verdikten sonra geleceğinin bittiğini düşündüğünü söyledi. Sözlerini “Daha sonra Deniz Kuvvetleri’nde ifade verdim. Orada da ifade verirken de tutuklanacağımı düşündüm. Ama şans yaver gitti, Allah korudu” diye sürdüren Avcı, şöyle konuştu: “Bugün de bu ifadeleri vererek başıma neler gelebileceğini görebiliyorum. 34 yıllık meslek hayatım boyunca hiç kimseden bir görev talep etmedim. Ama şu var ben çok görevi reddettim. Derece ile bitirdiğim için okulu Mersin’i talep ettim. Sonra Güneydoğu’da görev aldım. İstanbul’a çağırdılar, gittim. İstihbarat başkanlığına çağırdılar, gittim. Kaçakçılık Daire Başkanlığı için çağırdılar gittim. Unvansız bir görev istedim, oğlum Ankara’da yaşadığı için. Eskişehir’i de kendim istemedim. Görevlendirildim de gittim. Gümrük teşkilatında müdürlük teklifini yapan Bakan Hayati Yazıcı’yı reddettim. Ben hiçbir göreve talip olmadığım gibi hiç kimse için hesaplaşmaya da girmedim.”

Kitabımda hiç kimseyi hedef almadım
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıyla kimseyi hedef almadığını söyledi. Kitabında devlet yönetiminin cemaatlerin eline geçtiğini iddia eden Avcı, “Cemaatin yaptıklarına, okullarına, hizmetlerine karşı çıkmıyorum. Ben onların polis içine girerek, suç soruşturmalarına karışmalarına karşıyım. Cemaat okullarının, birtakım müesseselerinin faydalı olduğu inancındayım. Kitabı yazmadan önce cemaatin ileri gelenlerinden bazılarıyla görüştüm. ’Size karşı tavır alacağım’dedim. İddialarımı söyledim. ’Biz bunu anlatırız’diye cevap verdiler” şeklinde konuştu.

10 Nisan’da çıkacaktı

10 Nisan 2010 tarihinde çıkması için kitabı yayınevine teslim ettiğini söyleyen Avcı, ancak redaksiyon işlemleri nedeniyle bu tarihe sarktığı vurgulayarak, zamanlama eleştirilerinin haksız olduğunu kaydetti. Avcı şöyle konuştu: “Benim niyetim 10 Nisan Polis Bayramı’nda çıkmaktı, ama redaksiyon işleri çok uzun sürdü ve yetişmedi. Ayrıca ben bu kitabı yazdığım zaman ne Anayasa oylaması vardı, ne YAŞ vardı. Eğer bu kitap tarafsızca incelenirse kimseyi hedef almıyor. Devleti bir bütün halinde ele alarak yanlış şeyler olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini vurguluyor. Benim çok önem verdiğim ‘Güneydoğu olayının’ iyi yönetilmediğini ve bunun ele alınması gerektiğini anlatıyor. Yani ben devletin güvenlik sisteminde yürümeyen kısmı gösterip, bunun için daha iyi neler yapılması gerektiğini gösteriyorum.” Avcı, cemaatin görevinin asker ve polis içinde faaliyet göstermek olmadığını vurgulayarak şöyle devam etti:  2009 Mayıs ayında yazmaya başladığı kitaptaki konuları çok sadeleştirdiğini vurgulayan Avcı, “Bildiklerimi sadeleştirdim. Bazı insanlar benden daha ilerisini biliyorlar. Zaten oraya koyduğum bir döküman var, koymadığım dökümanlar da var. Bunlar komplo teorisi değil, ipuçları çok var. Cemaatlerin büyük bir kısmını tanırım. Aralarında arkadaşım da vardır. Ama bu devletin sistemini bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Mesela cemaatlerin eğitim faaliyetlerinin çok faydalı olduğunu da biliyorum. Ama bu olay çok farklı. İyi bakıldığında devletin geleceğiyle ilgili büyük sıkıntılar yaratacak bir durum bu” diye konuştu.


http://bc.vc/GQ37tl

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder